933a36d50d8d6eed89e4ced05e35525e.jpg

Yücelerin Yücesi: El-Aliyy ve El-Ala

“Yükseklik ve yücelik; şan, şeref, kuvvet ve kudret sahibi olmak” mânasındaki ulüv ve alâ’ kökünden türetilmiş bir sıfat olup Kur’ân-ı Kerîm’de sekiz yerde Allah’ın ismi olarak geçer. Bunların beşinde kebîr, ikisinde azîm, birinde de hakîm ismiyle beraber yer alır. Kebîr ile azîm, alî isminin mânasını teyit etmekte, hakîm ise çeşitli yollarla peygamberlere bildirilen vahyin yüce Allah’ın hikmetine uygun bir şekilde tecelli ettiğini vurgulamaktadır. 

Alîyy, Allah’ın isimlerinden biri olarak meşhur esmâ-i hüsnâ hadisinde yer aldığı gibi Resûl-i Ekrem’in kendi dualarında ayrıca Hz. Ali’ye öğrettiği duada da yer almıştır. 

Alîyy ismi esmâ-i hüsnânın içinde, “yücelik ve hükümranlıkta kendisine eşit veya kendisinden daha üstün bir varlık bulunmayan, mutlak olarak yüce olan, örf, akıl ve din açısından övgüye değer bütün müsbet nitelikleri kendisinde toplayan, yine örf, akıl ve din açısından yerilmiş bulunan ve ulûhiyyetle bağdaşmayan bütün menfi niteliklerden münezzeh bulunan kemal sahibi ulu Allah” anlamına gelir. Celal ve kemal sahibi yüce Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Yüceliğinin üstünde hiçbir güç yoktur. O'nun yüceliği kendisiyle bir başkası arasın­da da ortak değildir. Fakat o mutlak yüce, izzet, seref ve hükümrandır.

"Ala" ismi tesbihatta pek çok kullanılmakta olup, namazda secdede ise üç defa "subhane rabbiyel a'la" demek sünnettir.

El-Alî, ismi Kur'ân-ı Kerim'deki ayetlerde 8 defa zikredilmiştir. Bunlar:

"Artık hüküm, yücelerin yücesi Allah'ındır." Mü'min/Gafîr 40/12 

"Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na zor gelmez. O, yücedir, büyüktür."  Bakara 2/255 

"Yüce Rabbinin adını tesbih et."  A'la 87/1

"O görüleni de görülmeyeni de bilir, çok büyüktür, yücedir" Ra'd 13/9

Bu ifadeler, yücelik ve ululuğun bütün anlamlarının her yönden Allah Teâlâ için sabit olduğuna delâlet eder. O, zâtı yönüyle uludur. Çünkü O, bütün mahlukatın üstündedir. Arşa istiva etmiştir. Kadri yücedir. O'nun sıfatları ve azameti yücedir. Hiçbir yaratığın sıfatı O'nunkine denk olamaz. Yaratıkların hiçbirisi O'nun sıfatlarından bir sıfatın ifade ettiği anlamların bir kısmını bile kapsayamaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur: 

"Onların ilmi bunu kapsayamaz.” Tâhâ: 20/110

Bununla anlaşılmaktadır ki Allah Teâlâ bütün sıfatlarında hiçbir şeye benzememektedir. Galibiyetin en üstün olanı O'na aittir. O, birdir ve gücüne karşı konulamaz. Sonsuz güç ve kudretiyle, azamet ve yüceliğiyle bütün yaratıklarına egemendir. Onların mukadderatları O'nun elindedir. O, neyi dilerse o olur. Hiçbir şey buna mâni olamaz. O'nun istemediği şey de asla olmaz. Bütün mahlukat, O'nun istemediği bir şeyi gerçekleştirmek için bir araya gelseler buna güçleri yetmez. O'nun iradesinin hükmettiği bir şeyi engellemek için bir araya gelseler onu da engelleyemezler. Bunun sebebi, O'nun iktidarının mükemmelliği, iradesinin geçerliliği ve bütün mahlukatın her yönden O'na son derece muhtaç oluşudur.  

İyas b. Seleme'nin babasından naklettiğine göre babası şöyle demiştir:

"Resulullah'tan "sübhane'a'la'l-vehhab" ile başla­mayan hiçbir dua işitmedim."

 

Allah'ın isim ve sıfatlarından bahseden kitaplar­la anlatıldığına göre, Resulullah (s.a.v.)  İsra gecesi göğün en yüksek yerinde bir tesbih işitmişti. Bu tesbih:

"Subhanel aliyyul a'la, subhanehu ve tealâ."

Allahu teâlâ bütün kâinatın üstündedir. Fakat bu yüksek­lik cisimlerin yüksekliği gibi, yukardakilerine daha yakın, aşağıdakilerine daha uzak ma'nâsına değildir. Allahu teâlâ kâinatın her noktasında her zerreye aynı nisbette yakındır ve bu nisbet hiç değişmez. Her insana şah damarından daha yakın­dır. Allahu teâlâ'nın zâta, cisimlerin zâtına benzemediği gibi, yakınlığı, uzaklığı da cisimlerin birbirine olan yakınlığına, uzaklığına benzemez. 

 

Yüksekliğin Gerçek Manâsı Şudur:

1- Allah'tan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkânsız­dır.

2- Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı olmaktan münezzehtir.

3- Şânına yaraşmıyan her şeyden uzaktır.

4- Kudretde, bilgide, hükümde, irâdede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstündür. 

 

Alî ve benzeri isim ve sıfatların ifade ettiği yüceliğin Allah’a nisbeti üç ayrı şekilde düşünülebilir: 

1. Yücelik ve kudrette hiçbir şeyin Allah’a denk olmaması. Bu durumda alî tenzîhî sıfatlarından olur. 

2. İlâhî kudret ve yüceliğin her şeye hâkim olması. Bu durumda ise alî mânevî sıfatlardan biri sayılır. 

3. Allah Teâlâ’nın her şeyi fiilen tasarrufu altında bulundurup idare etmesi. Buna göre de alî fiilî sıfatlar grubuna girer. 

“En üstün, en kudretli” anlamına gelen a‘lâ (الأعلى) ismi de, meşhur esmâ-i hüsnâ hadisinde yer almamakla birlikte, Kur’an’da doğrudan ve dolaylı olarak rab ismiyle birlikte Allah’a nisbet edilmiştir. Hz. Peygamber genellikle dualarına a‘lâ ism-i celîlini de ihtiva eden bir “tesbih” ile başlardı. Yine onun tavsiyesiyle namaz secdelerinde a‘lâ isminin yer aldığı bir tesbih tekrarlanır.        

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.