e464441881443419604856a22c9869ca_edited.

İzzet Sahibi: El-Aziz

“Aziz” esması, izzet veya izz kökünden gelmektedir. Güçlü ve üstün olmak, galip gelmek, güç, şiddet ve üstünlük, eşi ve benzeri bulunmayacak derecede değerli olarak anlamlarındadır. Aziz hiç bir zaman mağlup edilemeyen, aciz olmayan, eşi ve benzeri bulunmayan demektir. Kur’an-ı Kerim’de bir çok ayette hem sıfat hem de isim olarak geçmektedir. 

 

Hz. Aişe (r.a.) annemizden gelen rivayetle, Peygamberimiz (s.a.v.) gece kalktığında;

"Çok bağışlayan, hükmünde galip olan, yerin göklerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbi olan, yenilmeyen ve daima galip olan bir tek Allah’tan başka ilah yoktur." diye dua ettiğini bizlere haber vermiştir.  

 

Kur’an-ı Kerim’de Aziz esması bir çok manada ve bir çok esma ile birlikte geçmektedir. Allah’ın (c.c) mutlak kudret ve üstünlüğünü, eşsizliğini belirten bir muhtevada, eşi benzeri bulunmayan, güçlü ve kudretli anlamlarında kullanılmıştır. Hakim, Rahim, Vehhab, Kerim, Alim, Zü'ntikam, Hamid, Gafur, Cebbar esmalarıyle birlikte gelir. Şimdi Kur’an’da geçen ayetlere bakalım:

 

 "O sabahı aydınlatandır, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, Aziz olan pek iyi bilen Allah’ın (c.c) ta kendisidir." (En’am, 96)   

    

"Allah’ın (c.c) âyetlerini, inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah (c.c.) suçlunu hakkından gelen mutlak güç sahibidir."   (Al-i İmran, 4) 

 

"Dünya ve ahiret hakkında (düşünesiniz diye). Sana yetimleri de soruyorlar. De ki: Onların durumlarını iyileştirmek hayırlı bir iştir. Onlarla içli dışlı olursanız zaten onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah düzeltenden bozanı ayırıp bilir. Allah dileseydi sizi güçlüğe düşürürdü. Hiç şüphe yok ki Allah izzet ve hikmet sahibidir." (Bakara, 220)

 

"O, Azizdir, Alimdir." (Neml, 78)

"Allah Azizdir, intikam sahibidir." (Al-i İmran, 4)

 

"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin rabbidir, daima Azizdir, çok bağışlayıcıdır." (Sad, 66)

 

"Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir. Güzel sözler O’na yükselir; rızasına uygun iş ve davranışları da O yüceltir. Sinsi sinsi kötülük tasarlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları altüst olur." (Fatır, 10)

 

Bu ismin Allah (c.c) için ifade ettiği anlamlar varlığı var ederek yokluğa gücünü göstermiştir, varlık üzerinde hükmünü yürütür, yürütmesine kimse, hiçbir şey engel olamaz, yaptıklarından dolayı hesaba çekilemez, sorumlu tutulamaz, düzenini de kimse bozamaz, eşi, dengi, benzeri yoktur. İradesine karşı durulamaz, irade etiği bir şeyin olması için “ol” demesi yeterlidir. Hiçbir şey ona zor gelmez. 

 

Peki Aziz ismi kullanılır mı?

 

Gazali’ye göre Aziz; benzeri az bulunur, kendisine çok ihtiyaç duyulur, kendisine ulaşılması güç olan özelliklerine sahip olması lazımdır. Bu üç manayı kendinde toplamayana Aziz demek mümkün olmaz. Bu üç özelliğin kemali de söz konusudur. Kendisine ihtiyacın şiddetli olmasında kemal, her hususta var oluşta, varlığın devam ve kemalinde onsuz olmamasıdır ki bu da Allah’tır (c.c). O ulaşılamazdır, kendisi kendisini bilebilir. Biz onu onun bize anlattığı şekliyle bilebiliriz. Biz kullarda da izzet mümkündür, fakat nasıl?

 

İzzet şekil olarak kibre benzerse de mahiyet olarak ayrıdır. İzzet, insanın nefsinin hakikatini, kendi hakikatini tanıması, onu kerim ve kıymetli tutmasıdır. Kibirse kendini bilmemesi, kendisini bulunduğu konum üstünde tutmasıdır. İzzet, insanın başkalarınca mağlup edilmesine mani olan hal demektir. Bu “başkaları”, ihtiyaçları, ihtirasları, nefsi, hevası, alışkanlıkları, düşkünlükleri, hoşlandıkları, şeytan, nefis, diğer insanlar olabilir. Bunlara karşı yenilmemesidir. Allah’ın (c.c) izzeti sadece kendisini zilletten koruyan bir izzet değil kendisine itimat edip dayananı da zillete düşürmeyen, yenilmeyen, yanılmayan, kendisiyle uğraşılamayan, hükmüne karşı gelinme ihtiyacı bulunmayan bir izzettir. İtimad edip, kendisine sığınanları izzetiyle muazzez ve mükerrem kılar. 

 

Hz. Hasan’a (r.a.) insanlar sende biraz kibir var zannediyorlar demişler; cevaben o kibir değil izzettir demiş ve şu ayeti okumuştur :

“İzzet Allah’a (c.c) Resulüne (s.a.v.) ve mü’minlere aittir.”   (Münafikun, 8)

 

Münafıkların izzeti yoktur, olsaydı acil arzuları için yalancılığa, nifaka tenezzül etmezlerdi, ahlaksızlık ve alçaklık yapmazlardı. Onlar  kibri izzet, izzeti kibir zannederler.

 

İnsanın kendisini zilletten koruması hürriyet olarak da isimlendirilir. İnsanın kendisini zilletten koruması, kimsenin elindekine göz dikmemesi yani tokgözlülük, minnetsiz bir hayat yaşaması, ne istiyorsa yalnızca Allah’a (c.c) dan beklemesi, ona düşen görevin çabalaması ve gayret göstermesi oldugunu bilmesi ile mümkün olur. 

 

Allah (c.c.) mü’minleri izzete erdirmek için iki haslet beyan ediyor: 

  1. Zikrullahtan asla gafil olmamak

  2. İnfak

 

Biz kullara düşen, izzete erdirenin de, zillete düşürenin de Allah (c.c.) olduğuna inanmak ve izzete, Allah’a (c.c) iman, zikrullah ve infak ile ulaşılacağını bilmek, Allah’a (c.c.) itimat ve tevekkül etmek, izzetli olmak için Allah’tan (c.c.) başkalarına müracaat etmemek, İslam’ı izzet kabul etmek, başka izzete izzet olarak bile bakmamak, gücümüzü olur olmaz yerlerde kullanmaya kalkarak zillete düşmemektir. 

 

Rabbim el-Aziz esmasına iman eden, sadece O'ndan isteyen, yeryüzünde O’nun istediği doğrultuda yaşayan ve izzet sahibi kullardan olmayı nasip eylesin.

 

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.