77344be3be7309ad923852ba3892280a_edited.

Celalin Sahibi: El-Cebbar

El-Cebbar, dilediğine dilediğini zorla yaptıran, ıslah edip düzelten, düzeni sağlayan anlamlarına gelir.

“Bozuk olan bir şeyi ıslah edip düzeltmek, birine zor kullanarak iş yaptırmak” anlamındaki cebr kökünden gelen ve mübalağa ifade bir kelimedir. Ayrıca kelime anlamında, kendi içinde herhangi bir şekilde zor kullanarak bir şeyi ıslah etme, bununla beraber bazen zor kullanmaksızın düzeltme ve bazen de düzeltme söz konusu olmadan zor kullanmayı da ifade eder. Buradaki sözlük anlamlarına göre Cebbar’ın manası “kırık dökük ve bozuk olan şeyleri düzeltip onaran, her şeyi tasarrufu altına alan ve iradesini her durumda yürüten, kendisi herhangi bir şeye zorlanamayan, perişanlıkları yoluna koyup düzelten, yarattıklarının işlerini düzeltip iyiye götüren, ulaşılamayacak derecede azamet sahibi” demektir.

Bu kelimeyi bir insan için kullandığımızda “başkasına hak tanımayan, bencil, kibirli, zorba, Allah’a karşı boyun eğmeyen, her bakımından kaba insan” anlamlarına gelir.

Kur’an-ı Kerim’de bu isim bir ayette Allah’ın ismi ve sıfatı olarak el-Cebbar olarak gelmiş, diğer ayetlerde çok azgın, çok isyankar, inatkar, asi, haliyle insanın sıfatı olarak çoğul manada Cebbarin olarak gelmiştir.  El- Cebbar olarak geldiği yer Haşr suresi 23. ayettir. Rabbimizin bu esması Peygamberimizin (s.a.v.) dualarında, Esma’ül-Hüsna hadislerinde de geçmektedir.

“O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran (el-Cebbar), büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir.” (Haşr, 23)

Bu ayette de, Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinde de Esma'ül-Hüsna terkiplerinde de olduğu gibi Cebbar esması Aziz ve Mütekebbir ile birlikte gelmektedir. Bu iki esmanın arasında gelmesi:

gālib-i mutlak el-Aziz, 

halkın halini kemâl-i salâha götüren el-Cebbar,

büyüklükte eşi olmayan el-Mütekebbir

anlamlarıyla Allah’ın eşsiz kudretini bize anlatan isimlerdir. Bu isimlerin kulda tezahürü yoktur. Mutlak kudret sahibi Allah’tır. Bu isimde Allah’ın hem zatına hem de fiiline ait bir isimdir. Allah’ın zorlaması ve kırıkları onarması zulümü içermez, aksine faydayı ifade eder.

Hz. Ali’nin (r.a.) olduğu rivayet edilen bir duada: “Ey her kırılanı onaran (Câbir) ve her güçlüğü kolaylaştıran! ...” yakarışı yer almaktadır. Buradaki cebir sıfatı  haksızlık ve zulüm gibi beşeri özellikler taşımaz. Aksine haksızlıkları, zulmü ve zorbalığı ortadan kaldırmayı hedef alan bir niteliğe sahiptir. 

 

Abdullah b. Abbas’ın (r.a.) rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) namazın iki secdesi arasında okuduğu duada cebr kökünden türeyen emir halini kullanarak, “Allah’ım! Dağınıklığımı toparla, bana dirlik düzenlik ihsan et!” şeklinde niyazda bulunurdu. (Tirmizi)

Biz bu esmada görüyoruz ki, el-Cebbar ismi Allah’ımızın hem gücünü, kuvvetini, dilediğini kullarına yaptırabileceğini ve asileri cezalandırabileceğini hem de insanların dertlerine derman olan, yaraları saran ve yoksulları zengin edebilen olduğunu ifade eder. 

Rabbimiz isimlerini idrak edebilmeyi, asilerden değil ona boyun eğen kullarından olmayı bizlere nasip etsin. Ve bizleri tüm esmalarıyla bilhassa el-Cebbar ismi şerifi ile kuşatsın. 

 

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.