Printable Abstract Art Watercolor Wall Art Sky Print Blue - Etsy.jpg

Azamet Sahibi: El-Celil

“Azamet sahibi, büyük, yüce ve münezzeh olmak; uzun ömürlü olmak” mânalarına gelen celâl (veya celâle) kökünden türemiş bir sıfattır. Allah’a nisbet edildiğinde “hiçbir kayıt ve kıyas kabul etmeksizin azamet sahibi, kadrü kıymeti ve mertebesi en yüce olan” gibi anlamlar taşır.

 

Kur’ân-ı Kerîm’de aynı muhtevada olmak üzere zü’l-celâl terkibiyle iki âyette yer almıştır:

تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ

"Celâl ve ikram sahibi Rabbinin adı çok yücedir." (Rahmân, 27-8)

Hadislerde ise doksan dokuz isim içinde sayılmakta (İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10; Tirmizî, “Daʿavât”, 82), ayrıca Allah için tâzim ifade eden “azze ve celle” (daima galip ve azamet sahibi olan) cümlesinde ve daha başka kelime kalıplarıyla Allah’ı niteleyen bir kavram olarak geçmektedir.

Bütün celâl sıfatlarıyla muttasıf olan Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, azamet ve ikram sahibidir. Kudreti celil olan Allah ariflerin kalplerindedir.

Celil, uzun ömürlü olmak, büyüklük ve azamet sahibi anlamlarına gelen "celâl" mastarından gel­mekte olup, "şanı yüce izzet ve azamet sahibi" manasına gelen bu kelimeden türemiştir. Allah, hiçbir kayıt ve kıyas söz konusu edilmeden mutlak azamet sahibi mertebesi en yüce olan zattır ve O, emir ve nehye tek müstehak olandır. Yaratan (c.c.)'ün, yarattığı kimselere emretmesi en geçerli haktır. Ve daima ona itaat gereklidir. O'nun dışında büyük her şey küçüktür. Her yüce ve yüksek sayılan onun yanında bir hiçtir.

Allah'ın kahr ve gazabına delâlet eden isim ve sıfatlarını celâl, lutuf ve rızâsına delâlet eden isim ve sıfatlarını da cemâl tabiriyle ifade ederler. Kâşânî celâli, Hakk'ın mahiyetinin bilinemeyecek bir şekilde izzet perdesiyle gizli kalması, zâtını kendinden başka kimsenin bilmemesi ve görmemesi şeklinde tarif eder.

Kemâl ilâhî bir sıfattır; adalet ve ilim sıfatları gibi kemâl sıfatına da sahip olunması arzu edilir. Diğer insanlardan daha olgun ve yetkin bir durumda olmayı her insan ister. Allah zât ve varlık olarak mutlak kemâl sahibidir; ilim ve kudret sıfatları itibariyle de kâmildir.

Lügatta, "Celâlullah" onun azameti demektir. Bundan dolayı bir şey olduğunda "senin büyüklüğünden, yüceler yücesi olduğuna iman ettiğimden dolayı yaptım" demektir.

CELLE CELÂLUH

Allah Teâlâ hakkında kullanılan bir saygı ifadesi. “Büyüklük, ululuk, yücelik” mânasındaki celâl ile aynı kökten türeyen ve “büyük ve yüce oldu” anlamına gelen celle fiilinden oluşmuş bir tabirdir. Allah lafzı ve Allah’ın isimlerinden biriyle zikredildiği yerde “azameti yüce ve ulu olan” anlamında bir saygı ifadesidir. Bunun yerine celle şânuhû (şanı yüce olan) veya celle ve alâ (azametli ve yüce olan) ifadeleri de kullanılmaktadır.

"Celle", "kadri kıymeti büyük, azameti şanı, yüce ve ulu olan" demektir. O, mertebesi yüce olandır.

Bundan dolayıdır ki "Celil" ismi şerifinin sadece Allah hakkında kullanıldığını görüyoruz.

Esmâ-i hüsnâ içinde yer alan kebîr, celîl ve azîm isimleri yakın anlamlı kelimeler olmakla birlikte

kebîr Allah’ın zâtının, celîl sıfatlarının,

azîm ise hem zât hem de sıfatlarının kemalini ifade etmek için kullanılmıştır. 

Gazzâlî’nin de belirttiği gibi doksan dokuz isim içinde eş anlamlı bazı kelimelerin tekrar niteliğinde yer aldığı zannedilirse de gerçekte durum böyle değildir. Çünkü sözlük anlamları yakın veya aynı olsa bile kelimelerin çeşitli alanlarda kullanılmalarıyla kazandıkları mânalar, aralarında muhteva farklılıkları meydana getirmektedir.

Celîlin fiili mâzisini oluşturan celle ile “daima galip ve üstün” anlamındaki azîz isminin mâzisini oluşturan azze fiilleri, “azze ve celle” şeklinde İslâmî metinlerde Allah’ı tâzim için en çok kullanılan cümlelerden biri olmuştur.

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.