a955114e8a11131d4d34a5e247e7f9cc.jpg

Rahmet ve Rızık Kapılarını Açan:  

El-Fettah

“Kapalı ve güç bir şeyi açmak, genişletmek, yol göstermek, fethetmek, insanlar arasındaki anlaşmazlıkları bir hükme bağlamak, taraflar arasında hüküm vermek, zaptetmek, birine yardım edip zafere ulaştırmak” anlamındaki feth kökünden; fâtih kelimesinin mübalağa hâlini ifade eden bir sıfat olan Fettâh“iyilik kapılarını açan, bütün anlaşmazlıkların nihaî hakemliğini yapmak suretiyle mutlak adaleti gerçekleştiren, hak ile bâtılı birbirinden ayırıp durumu açıklığa kavuşturan, mazlumlara yardım edip mümin kullarına zafer veren, adil hakim” manalarına gelir.

 

Açmak ve hakkı batıldan ayırmak anlamlarında bir çok ayette fiil kalıbıyla gelse de Kur’an’da dua üslubu taşıyan bir ayette Allah “hayrü’l-fatihin” yani hükmedenlerin en hayırlısı diye anılmakta: 

 

قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اِنْ عُدْنَا ف۪ي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ اِذْ نَجّٰينَا اللّٰهُ مِنْهَاۜ وَمَا يَكُونُ لَـنَٓا اَنْ نَعُودَ ف۪يهَٓا اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّنَاۜ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْماًۜ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَاۜ رَبَّـنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِح۪ينَ   

“(Sonra bilin ki) Allah bizi, (vahiyle o batıl dininize inanmaktan) kurtardıktan sonra, eğer sizin dininize dönersek, Allah hakkında yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi dışında o (sizinki)ne dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hak olan ne ise ona hükmet, sen hükmedenlerin en hayırlısısın.”  (A‘râf, 89)

 

Diğer bir ayette de “fettahü’l-alim” yani adaletle hüküm veren ve her şeyi hakkıyla bilen şeklinde tavsif edilmektedir:

قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّۜ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَل۪يمُ   

De ki: “Rabbimiz (kıyamette) hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak (ve adalet) ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir.”(Sebe, 26)

 

Müslim’de yer alan bir hadise göre Hz. Peygamber (s.a.v.)

camiye girerken, “Allah’ım, bana rahmet kapılarını aç”;

çıkarken de, “Allah’ım günahlarımı bağışla ve benim için nimet kapılarını aç”

şeklinde dua edilmesini öğütlemiştir.

Aynı zamanda sıklıkla, “Ey kapılar açan Allah’ım, bizim için hayırlı kapılar aç” diye dua ettiği rivayet edilmektedir.

 

İslam’da meşru görülen savaşlar hakkında cihad kelimesine benzer şekilde kullanılır. Bu kullanımla amaçlanan ise fethin, sıradan gayelerle ülkeleri işgal etmekten farklı olduğu anlatılmış olur. Fethin yalnızca maddi bir fetih olmadığı, İslam mesajının önündeki engelleri kaldırarak insanların akıl ve kalplerine ulaşmayı mümkün kılacak ortamı oluşturmak olduğu belirtilmiş olur. Bu kelimenin terim olarak kullanılışı Kur’an’ın Hudeybiye Antlaşmasını fetih olarak değerlendirmesi neticesindedir. Müslümanları küçük düşürücü olarak kabul etmesine rağmen, antlaşmanın oluşturduğu sulh ve savaşı terk ortamı İslamın kabilelerce kabulünün önünü açmıştır.

Aynı zamanda, Peygamberimiz’in (s.a.v.): "Kostantiniyye muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır, onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir." (Ahmed bin Hanbel) dediği komutan Fatih sultan Mehmet’e Ebu’l Feth denmesi de kapıları açan, İslamı cihana hakim kılmak için çabalayan anlamında kullanılır. Peygamberimizin (s.a.v.) övgüsü de bu anlamdadır. 

 

Ebu Bekir İbnü’l-Arabi ise Fettah’ın üç ilgi alanı olduğunu söyler: 

  1. Yokluk kilidini açıp nesne ve olaylara varlık kazandırmak. 

  2. Bilinmeyeni kelâmı ile açıklamak ve her müşkülü çözmek.

  3. Rızık ve nasip kilitlerini açmak. Bu tecelli kıtlıktan sonra yağmur, fakirlikten sonra zenginlik vermek gibi maddi alanda olabileceği gibi üzüntüyü sevince, sapıklığı hidayete, masiyeti taate, günahkarlığı tövbeye, mağlubiyeti zafere ve cehaleti ilme çevirmek suretiyle manevi alanda da gerçekleşebilir. 

 

İmam Kuşeyri’ye göre Allah’ın el-Fettah olduğunu bilen bir insana yakışan, O’nun lütuf ve kereminin mutlaka geleceğini ummak, acele etmeyip ilahi hükmün yerini bulmasını hazır olarak beklemek ve O’nun hükmünde zaman açısından herhangi bir değişikliğin olmayacağını bilmektir. Rabbim kalplerimizi açsın, genişletsin; O’nun ve Rasülünün (s.a.v.) sevgisiyle doldursun…

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.