e786dc85607eabbc4d3bfddecf888bc3_edited.

Yoktan Var Eden: El-Hâlık

Yaratan, örneksiz meydana getiren, ölçen anlamlarına gelen ve Kur’an-ı Kerim’de en çok gördüğümüz esmalardan biri olan el-Hâlık anlamaya çalışacağız. 

Allah’ın sıfatı olarak el-Hâlık, varlıkları örneği olmadan icat eden, yaratan, var eden, bir şeyden başka bir şeyi icad eden, ölçen, dengede yaratan anlamlarına gelir. 

Hâlık ismi, doksan dokuz esmâ-i hüsnâ rivayetlerinde, Peygamberimizin (s.a.v.) dualarının yer aldığı hadislerde İbn Mace ve Tirmizi de yer almıştır.

 

Kur’an’da isim olarak sekiz yerde geçmektedir.  Bunun yanında Kur'an’ın bir çok ayetinde Allah’ın bütün varlıkları yaratmasıyla ilgili olarak el-Hâlık; isim, fiil ve masdar şeklinde gelmektedir. Bu bize yaratmanın sadece Allah’a özgü olduğunu ifade eder. 

Özellikle de iki ayette “şekil verenlerin en güzeli” veya “yegâne mutlak ve gerçek yaratıcı” anlamındaki ahsenü’l-hâlikīn terkibi içinde gelmektedir. 

 

“Hallâk” ismi ise mübalağa ifade etmekte olup, devamlı yaratan anlamına gelir. Bu da bize Rahman süresi 29. ayetten geçen “O, her an yaratma halindedir.” mealindeki ayeti hatırlatır:

يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ  

"Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi ancak) O’ndan ister. O, her gün (her an, hikmetine uygun) bir işte/bir yaratıştadır." (Rahman, 29)

“Hâlk etmek” kavramının başında, göklerin ve yerin yani kâinatın yaratılışı gelir. Bundan başka her şeyin icat edilişi, tabiat düzeninin kurulup korunması, insanın, ona verilen nimet ve yeteneklerin, eşinin halkedilmesinden ve herhangi bir konu belirtilmeden mutlak mânada yaratmadan da söz edilir. Bu ayetlerde geçen yaratma genellikle “ana madde olmadan, yoktan yaratma” veya “yokluktan varlık alanına çıkarma” şeklinde geçmektedir. Yaratma, mevcut bir şeyden, bir ana maddeden de gerçekleştirilmektedir. Mesela Hz. Adem’in topraktan, daha sonra insan türünün üreme mekanizmasına bağlı olarak nutfeden, aşılanmış yumurtadan yaratılışı buna örnektir. 

 

Bir çok kez, “sürekli ve mükemmel şekilde yaratan” anlamındaki Hallâk ve Hâlık “hakkıyla bilen” anlamındaki el-Âlim ismiyle birlikte gelmektedirler. Şimdi bu ayetlerin bir kısmına bakalım:

“O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara, 29)

“O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Haşr, 24)

“Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.” (İbrahim, 32)

 

Peki insan için yaratma mümkün müdür?

Kur’an’ın iki ayetinde (Al-i İmran, 49 ;Maide, 110) Hz. İsa’nın çamurdan kuş modeli yaptığı ifade edilirken “halk” kelimesi kullanılmıştır. Buna binaen diyoruz ki, buradaki yaratma ana maddesi modeli olmayan bir ortaya çıkarma olmadığı gibi, Hz. İsa’ya atfedilen halk fiili sürekli olarak “Allah’ın izniyle” kaydı ile sınırlandırılmıştır.  Buradan yola çıkarak diyoruz ki, mutlak yaratıcı Allah’tır. Biz sadece onun izni dahilinde emsali olanın üzerine icat edebiliriz. Bu sebeple toplum dilinde çokça kullandığımız annelerin çocukları için “ben yaptım, ben var ettim” gibi cümleler oldukça yanlış tabirlerdir. Allah’ın izni olmadan dal bile kıpırdayamaz. 

 

Hâlık ismi ile; “ölümden sonra dirilten” manasındaki el-Bâis, “her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden” el-Kayyûm, “kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten” el- Müheymin ve “can veren - öldüren”  el- Muhyî-Mümît, “şekil veren” el- Musavvir, “yaratan” el-Bari isimleri arasında anlam yakınlığı vardır.

 

Rabbim el-Hâlık olan Allah’a hakkıyla iman eden, teslim olan kullarından eylesin.

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.