d1c9ce4cf7da11264a4f9c0d87f9e8ad.jpg

Lütuf ve İhsanda Bulunan: El-Kerim

Sözlükte “cömert olmak, iyi, ahlâklı, asil ve değerli olmak” anlamındaki kerem (kerâmet) kökünden sıfat olan kerîm "yaratılıştan cömert olan, insanın şerefiyle bağdaşmayan her türlü şeyden arınmış bulunan” demektir. Kerem kavramı Allah’a nisbet edildiğinde “lutuf ve ihsanda bulunma” mânası ağır basar. Ebü’l-Kāsım ez-Zeccâcî, kerîm kelimesinin muhtevasını “cömert olan, övgüye lâyık vasıfları şahsında toplayan, cezayı gerektiren davranışları affedip suçluyu bağışlayan” şeklinde üç noktada özetlemiş ve bu anlamların Allah için de söz konusu olduğunu söylemiştir.

Kerem kavramı, bazı kıraat farklarının göz önünde bulundurulması şartıyla Kur’ân-ı Kerîm’de on yerde Allah’a nisbet edilmiştir. Kerîm ismi iki âyette rab kelimesiyle bağlantılı olarak kullanılmış, Mü’minûn sûresinde yer alan (23/116);

“Gerçek egemenliğin sahibi olan Allah yüceler yücesidir. O’ndan başka tanrı yoktur. O, şerefli arşın sahibidir.”

فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرٖيمِ

 “Rabbü’l-arşi’l-kerîm” ifadesindeki kerîm lafzını rab kelimesinin sıfatı diye kabul eden kıraate göre bu isim Kur’an’da üç defa Allah’a nisbet edilmiştir. 

قَالَ الَّذٖي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰتٖيكَ بِهٖ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَؕ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِراًّ عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّٖيࣞ لِيَبْلُوَنٖٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُؕ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهٖۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّٖي غَنِيٌّ كَرٖيمٌ

“Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani'dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır), Kerîm'dir." Neml, 40

Allah, Kerîm'dir ve Ekrem'dir. O, yaratıklarını nimete boğar, karşılıksız bağışta bulunur. Yüce Allah, bütün insanlığa ilk defa "Ekrem" ismiyle hitap etmiştir:

"Rasûlum! Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı yapışkan bir sudan yaratmıştır. Oku! Rabbin Kerîm'dir.” Alak 1-3

 

Kur'an-ı Kerim: Hikmetli ve ihsanı bol olan kitap. İhsanı bol Rab tarafından gönderilen kitap. 

El-Kerim ismi, Kuran’da şerefli ve değerli anlamında Cibril’in;

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرٖيمٍۙ

“O Kur’an gerçekten değerli, güçlü ve arşın sahibi katında itibarlı bir elçinin sözüdür. (Elçi) orada saygın ve güvenilirdir.” Tekvir 19-20

Hz. Muhammed’in;

اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرٖيمٍۚ

“Kur’an elbette değerli bir elçinin sözüdür.” Hakka, 40

 

Ve Kuran’ın;

اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَرٖيمٌۙ

“Kuşkusuz o, değeri çok yüce Kur’an’dır.” Vakıa, 77

İyi ve bol manada bitkilerin;

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الْاَرْضِ كَمْ اَنْبَتْنَا فٖيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرٖيمٍ

“Peki o inkârcılar yeryüzüne hiç bakmazlar mı? Orada her türden nice değerli bitkiler çıkarmışızdır.” Şuara-7

 

Rızkın

اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَـقاًّؕ لَهُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌۚ

“Gerçek müminler işte onlardır. Rableri katında onlar için yüksek mevkiler, bağışlanma ve değerli rızık vardır.” Enfal, 4

Mükafatın;

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ

“Sen ancak o zikre uyanı ve görmediği halde Rahmândan korkanı uyarabilirsin. İşte böylesini hem bir af hem de değerli bir ödülle müjdele.”  Yasin, 11

 

Makamın;

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرٖيمٍۙ

“Daha sonra onları (Firavun ve topluluğunu) bahçelerden, pınarlardan, hazinelerden ve değerli bir konumdan mahrum ettik.” Şuara, 58

sıfatı olarak kullanılmıştır. 

Bir âyette, “kerîm olanlarla mukayese edilemeyecek en üst derecede kerîm” anlamındaki ekrem ism-i tafdîli ile iki âyette yer alan ve “ikram sahibi” mânasına gelen (zü’l-)ikrâm sıfatı da O’na izâfe edilmiştir. Bunlardan başka Allah lafzı ikram ve tekrîm masdarlarından türeyen dört fiilin fâili olarak kullanılmıştır.

Allah hakkında kullanılan ululuk ve mutlak kerim anlamındaki "kerim" lafzı Kur'ân-ı Kerim'de iki yerde geçmektedir.

"... Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük yapana gelince; o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir." Neml, 40

"Ey insan, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?" İnfıtâr, 6

Resulullah (s.a.v.) ayette geçen "insanı aldatan şeyin" onun bilgisizliği olduğunu açıklamıştır. Doğrusu insanı aldatan şey "insanın kendi ahmaklığı ve şeytanın aldatmasıdır", denilmiştir. Bunun için "kovulmuş şeytanın şerrinden her şeyi bilen ve işiten Allah'a sığmıyoruz" deriz.

Nitekim Resulullah (s.a.v.):

"Allah ismi, aziz (yegâne galib); güzel ahlakı seven, kerim (fazilet türlerinin hepsine sahip), beyinsizlere ise buğz edendir" buyurmuştur.

Karşılık beklemeksizin bol bol veren, bağış ve ihsanda bulunan demektir, demişlerdir. Hak Tealâ'dan bize hayırlı lütufta bulunmasını niyaz ediyoruz. Şüphesiz ki O'nun her şeye gücü yeter. Bu kelime Allah ona ikram etti. Ona lütufta bulundu, ona takva ile ihsanda bulundu. Onu günahlardan koruma lütfunda bulundu şeklinde kullanılır.

Kerîm ismi hem İbn Mâce hem Tirmizî’nin esmâ-i hüsnâ listesinde yer almış (“Duʿâʾ”, 10; “Daʿavât”, 82), diğer hadis rivayetlerinde de zât-ı ilâhiyyeye izâfe edilmiştir (Müsned, II, 72; Tirmizî, “Edeb”, 41). 

Hz. Peygamber’in camiye girerken tekrarladığı dua ve niyaz mahiyetindeki şu ifadesinde ise kerîm “vech” (zât-ı ilâhiyye) kelimesini nitelemektedir: “İlâhî rahmetten kovulmuş bulunan şeytandan yüce Allah’a, O’nun kerîm olan zâtına ve kadîm olan hükümranlığına sığınırım” (Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 18). Hadis literatüründe çeşitli fiil kalıplarıyla Allah’a nisbet edilen kerem kavramlarının sayısı oldukça çoktur.

Yine Peygamberimiz (s.a.v.):

"Sehavet sahibi (Cömertlik. Muhtaç olanlara yardım etmek. Muhtaç olanlara çok ihsan etmek.) cömert bir kimse Allah'a, insanlara ve cennete daha yakın, cehennemden ise uzaktır. Cimri ise Allah'tan da insanlardan da cennetten de uzak; cehenneme daha yakındır" buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.):

“Allah, kerimdir, keremi sever.” Buyurmuştur. Allah çok kerim, çok değerli ve şereflidir. Çok ikram sahibidir. Lütfu ile kullarına ikramda bulunur. İkram ettiği de kendindendir. Mutlak kerim olan O dur. 

Aişe annemizden rivayetle Peygamberimizin;

“Allahım, sen selamsın. Selamet ve güvende olma senin sayendedir. Ey Celal ve İkram sahibi (Allahım)! Sen mübareksin.” Diye dua ettiğini bildirmiştir. 

Peygamberimiz (sav), Hz. Ali’ye bir sıkıntı veya belaya uğradığında şöyle dua etmesini tavsiye etmiştir:

“Kerim ve halim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Onu her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. O, şanı yüce olan Allah’tır. Ulu arşın Rabbidir. Her türlü övgü O’na mahsustur. Alemlerin Rabbidir.” (Nesai)

Esmâ-i hüsnânın şerhiyle meşgul olan âlimler kerîm isminin övgüye lâyık bütün nitelikleri kapsadığına dikkat çekerler ve bunların başında Allah’ın lutufkârlığı ile affediciliğinin geldiğini belirtirler. 

Gazzâlî’nin kerîm ismiyle ilgili olarak kaydettiği mânalar bu konuda söylenenlerin en kapsamlısıdır: “Kerîm muktedirken affeden, vaadini yerine getiren, lutfunu umulanın ötesinde gerçekleştiren, kime ne kadar lutufta bulunduğunun hesabını yapmayan, kendisinden başkasına başvurulmasına rızâ göstermeyen, vefasızlığa sitemle mukabelede bulunup dostluğu bozacak bir karşılık vermeyen, kendisine sığınanı yüzüstü bırakmayan, aracı ve şefaatçilere muhtaç kılmayandır” 

Kerîm ismi, “yergiye sebep teşkil eden özelliklerden münezzeh olup övgü nitelikleriyle vasıflanma” mânasına alındığında zâtî, “lutuf ve ihsanda bulunma, affedip bağışlama” anlamı göz önünde bulundurulduğunda ise fiilî isimler grubuna girer. Kerîm Alî, Kuddûs, Hamîd gibi Afüvv, Gafûr, Halîm gibi fiilî isimlerle anlam yakınlığı içinde bulunur.

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.