3114752a9d134b3b77789331f8d41743.jpg

Zelil Eden: El-Muzill

Müzil kelimesi “zelil olmak, hor görülmek” anlamındaki züll, “zelil, hakir ve alçak duruma düşüren” demektir. Zât-ı ilâhiyyeye nisbet edildiğinde “dilediği kimseyi hor ve hakir duruma düşürüp bütün üstünlük niteliklerini ondan kaldıran” mânasına gelir. 

Müzill esma kalıbıyla Kur’an’da geçmemekte, fakat zillete düşüren anlamında gelen fiil şeklinde Allah’a izâfe edilmektedir. 

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪ي

“De ki: "Ey mülkün gerçek sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltirsin, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Hiç kuşku yok sen her şeye kādirsin." (Âl-i İmrân, 26)

اِنَّ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُفْتَر۪ينَ

“(Allah buyurdu ki:) "Buzağıya tapanlar yok mu, işte onlara mutlaka rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir alçaklık erişecektir." Biz iftiracıları böyle cezalandırırız.” (A‘râf, 152)

 

Bu âyette de buzağıyı tanrı edinen İsrâiloğulları’na Allah’tan bir gazap geleceği ve zillete uğrayacakları ifade edilirken dolaylı olarak “izlâl” kavramı O’na nisbet edilmektedir. İftiracıları cezanlandıracak olan, zelil kılacak olan yalnızca Allah Tealadır. Biz kullara düşen görev ise, onu sevmediklerini sevmemek, emrettiklerine uymak, nehyettiklerinden kaçınmaktır. Tezlîl (boyun eğdirmek), Allah’ın yeryüzündeki bütün varlıkları insanlara boyun eğdirmesi de zelle fiili ile ifade edilmiştir. 

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

“Bunları kendilerine boyun eğdirdik ki bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.” (Yasin, 72)

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ

“Yeryüzünü sizin için kullanışlı hale getiren O’dur. Üzerinde dolaşın ve Allah’ın rızkından yiyip için; (ama unutmayın ki) dönüş yalnız Allah’adır.” (Mülk, 15)

Allah, kafirleri ve günahkarları ahirette zillet içinde bırakacak; iman edip güzel amel işleyenlere ise zillet bulaştırmayacaktır. 

لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌۜ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

“Güzel yapanlara daha güzeli, bir de fazlası vardır. Onların yüzlerinde ne toz toprak bulaşığı olur ne de aşağılanmışlık izi. İşte bunlar cennetlik kullardır, kendileri orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.” (Yunus, 26)

 

Allah Teala, kullarından dilediğine üstünlük, şeref, itibar vermesi, onu güçlü, onurlu, kuvvetli; dilediğini de hakir, değersiz, itibarsız, zayıf ve güçsüz yapmasıdır. Allah, dostlarını izzetli ve şerefli, düşmanlarını da zelil eder.

 

Rabbimiz bu dünya hayatında da ahirette de izzettli ve şerefli olan kullardan eylesin. Kubbede bir hoş sada bırakmanın her birimize nasip olması duasıyla…

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.