e18baf64037bb35b65b596a80aca9473.jpg

Rızık Veren:  Er-Rezzak

Sözlükte “rızık vermek” anlamındaki rezk kökünden türeyen rezzak kelimesi “kesintisiz biçimde çokça rızık veren” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde “bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren” manasına gelir. Mübalağalı hali hayru’r-razikin ise, “rızık verenlerin en hayırlısı” demektir. 

 

Rızık, Allah’ın canlı varlıklara, hayatlarını sürdürebilmeleri için kainatta verdiği şeylerdir. Temiz hava, güneş, su, gıda gibi ihtiyacımız olan her şey Rabbimizin bize bahşettiği rızıklardandır. 

 

Allah’ın er-Rezzak ismi Kuran da sadece iki yerde geçmektedir:

 

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ 

 

“Şüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah’tır.” (Zariyat, 58)

 

وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقاً حَسَناًۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

 

“Allah yolunda hicret ettikten sonra öldürülen yahut ölenlere gelince, Allah onları pek güzel bir nimetle ödüllendirecektir. Allah rızık verenlerin elbette en hayırlısıdır.” (Hac, 58)

 

Fakat Kur’an’da birçok yerde rızık konusu geçer.

Fiil kalıbıyla, rızkın sahibi olan Allah’ın anlatıldığı ayetlerdir:

“Allah, sizi yaratan ve size rızık veren; ardından hayatınızı sona erdirecek, sonra size tekrar can verecek olan Allah’tır. Peki sizin o ortak koştuklarınız arasında bunlardan herhangi birini yapabilecek olan var mı? Allah onların ortak koştuklarından tamamen münezzehtir, yüceler yücesidir.” (Rum, 40)

“İnananlarla alay ederek inkara sapanlar dünya hayatının çekiciliğine kapıldılar. Ama Allah’tan korkanlar onlardan kıyamet gününde üstün olacaklardır. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara, 212)

“Nice canlı var ki rızkını sırtında taşımıyor; onları da sizi de besleyip barındıran Allah’tır. O her şeyi işitir, her şeyi bilir.” (Ankebut, 60)

“Allah’ın size verdiği helal ve güzel rızıktan yiyip için ve eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’nun nimetine de şükredin.” (Nahl, 114)

 

İnsana, onun bilgi alanına giren ve girmeyen sayısız canlıya verilen nimetlerin Allah’ın varlığı, birliği, kudreti, irade ve merhametinin alâmetleri olduğunu, bu nimetlerin sahibini tanımak ve ellerindeki imkânlardan başkalarına da faydalı olmak noktasında, 

“Ne olurdu onlara, Allah’a ve ahiret gününe inansalar ve

O’nun kendilerine lutfettiği nimetlerden dağıtsalar!” (Nisa, 39) 

ayetini düşünmeye sevketmektedir. 

 

Birçok ayette de Allah’ın dilediği kimselerin rızkını bollaştırdığı, dilediklerininkini daralttığı, bazen de hesapsız verdiği ifade edilmiştir. Rızkın sahibi O’dur ve O dilediğine verir. Kul sadece istemek, dua etmek, çabalamak, rızkını aramak ile yükümlüdür. 

 

Rezzak ismi İbn Mace ve Tirmizi’nin esma-i hüsna rivayetinde yer almaktadır: 

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) özellikle İslamiyet’i yeni benimseyenlere, 

“Allah’ım! Günahlarımı bağışla, bana merhamet et, daima doğru yolu izlememi nasip et, beden sağlığı lutfet ve beni rızıklandır.” diye dua etmelerini tavsiye etmiştir.

Enes b. Malik’in (r.a.) rivayet ettiğine göre Medine’de fiyatların yükselmesi üzerine ashap Resulullah’tan (s.a.v.) fiyat belirlemesi yapmasını istemiş, o da şöyle demiştir: 

“Her şeyi yaratan, rızkı kısan ve genişleten, rezzak olan ve fiyatlara hâkim olan sadece Allah’tır. Rabbimin huzuruna çıkarken herhangi birinizin can veya mal konusunda kendisine haksızlık ettiğim iddiasıyla benden davacı olmasını istemem.” buyurmuştur.

 

Gazzâlî, Rezzak isminden kulun alabileceği nasibi iki noktada özetler: 

  1. Gerçek anlamda rızık verenin Allah olduğunu bilmesi, O’ndan talepte bulunması ve O’na güvenmesidir. 

  2. O’nun kullara hakka kılavuzluk eden bir ilim, irşat eden bir dil, veren bir el lutfetmesidir. Böylece kul sözleri ve fiillerinin yardımıyla değerli rızıkların kalplere ulaşmasına aracı olur. Allah bir kulu sevdiğinde yaratılmışların ona olan ihtiyacını arttırır ve onu ilâhî nimetlerin ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına vasıta kılar.

 

Ebû Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Veren el alan elden hayırlıdır. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğin kimselerden başla! Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir. Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tokgözlü olursa, Allah onu zengin kılar.” 

 

Rabbim, rızkın sahibine dayanmayı, hakkıyla iman etmeyi, verdiği rızıktan infak edebilmeyi biz kullarına nasip eylesin…

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.