a711e7ee12fd68cab3e659896b45a860_edited.

Esenlik Kaynağı: Es-Selam

Namazda ve gündelik hayatımızda her selam verdiğimizde zikrettiğimiz, güven ve selameti anlatan bir esmadır Es-Selam.

Kelime anlamı olarak Es-Selam, selamet, “bedeni ve ruhi hastalık, eksiklik ve kusurlardan uzak olma” anlamında kullanılır. Allah’a nisbet edildiğinde ise “her türlü eksiklik, acz ve kusurdan, yaratılmışlara özgü değişikliklerden ve yok oluştan münezzeh olan, selametin kaynağı olup, esenlik veren” şeklinde açıklanır. 

İnsan olmak noktasında en üst seviyede ulaşılabilecek mevkidir “Selam”. Cennette amel bittiği için sadece selam vardır. Yeryüzünde eylem var, ibadet ve itaat var. 

“Ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız.” buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). 

 

“Es-selamu aleyküm” diye selam veren kimse, selam verdiği kişiye, “Ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez. Barış, huzur ve esenliğin sizin üzerinizde olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.” demiş olur. Bu şekilde selam bir duadır. 

 

Selam vermek sünnet, almak farz olmasına rağmen, bir farzın işlenmesine sebep olunduğu için selam vermek almaktan daha hayırlıdır. Her selam verişimiz bir eylemdir, bir cihattır.

 

Şimdi Kur’an-ı Kerim’de bu esmanın geçtiği bazı ayetlere bakalım:

“Denildi ki: Ey Nuh! sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle in. Kendilerini faydalandıracağımız sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.”  (Hud 11:48)

“Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol dedik.”  (Enbiya 21:69)

Rabbimiz, Saffat suresinin birçok ayetinde Hz. Nuh, İbrahim, Musa, Harun ve İlyas’a ve bütün Rasullere Allah’ın selamı ile seslenilmiştir. 

“Bir selam ile selamlandığınız vakit, siz ondan daha güzeli ile karşılık verin veya aynısıyla mukabele edin. Şüphesiz ki Allah her şeyi hesap edendir.” (Nisa 4:86)

“Ey inananlar kendi evlerinizden başka evlere izin alıp halkına selam vermeden girmeyin.”  (Nur 24:27)

“Engin merhamet sahibi Rab’den gelen söz şu olacak: "Selam size!" (Yasin 36:58) ayette Cenab-ı Hakk’ın cennet ehline doğrudan veya melekler vasıtasıyla selâm vereceği belirtilmiştir. Cennete “Daru’s-selam” denmesi selam ve selamette olan yurt anlamından dolayıdır. Selam; Her hak sahibine hakkını vermesinden dolayı Hakk ve Adll sıfatlarıyla birlikte zikredilir.  

Es-Selam ismi Haşr suresi 23. ayette: “O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir, her türlü eksiklikten uzaktır, esenlik verendir, güven sağlayan ve kendisine güvenilendir, görüp gözeten ve yönetendir, üstündür, iradesine sınır yoktur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah onların yakıştırdıkları ortaklardan tamamıyla münezzehtir.” altı ilahi isimle birlikte Kuddüs ismiyle birlikte zikredilmiştir. Yani selamı her şeyden  münezzeh olan Rab.

Namazdan çıkış selamının ardından okunan ve “Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selam” diye başlayan tazim ifadesinde selam hem Allah’ın ismi olarak zikredilmekte hem de selametin O’ndan geldiği belirtilmektedir.

Abdullah b. Mes‘ud’un (r.a.) naklettiğine göre Rasulullah’ın (s.a.v.) arkasında namaz kılan sahabiler tahiyyat oturuşunda ilk zamanlar, “Allah’a kullarından selam olsun, falana falana selam olsun” anlamında ifadeler kullanıyordu. Bundan haberdar olan Hz. Peygamber (s.a.v.), “Allah’a selam olsun demeyin, Allah selamın kendisidir, fakat siz şöyle söyleyin” buyurmuş ve bilinen tahiyyat duasını öğretmiştir. 

Kuşeyri’ye göre Selam isminden kulun alabileceği nasip, onun selim bir kalple Mevlasına ulaşmasıdır. Selim kalp; kin, hıyanet, kötü niyet ve hasedin bulunmadığı bir ruhi ve ahlaki yapı olup buna sahip olan kimse bütün müslümanlara karşı iyi niyet besler, hissettiği kötü duygular sebebiyle onları değil kendini suçlar.

Gazzali benzer bir yorum yaptıktan sonra kişinin selim kalp ile Rabbine kavuşabilmesi için aklın daima nefse hakim kılınmasıyla gerçekleşebileceğini söyler.

Yüce Allah’ın rızası, öfkenin onunla beraber olmasından dolayı Selamdır. Onun hilmi (cezalandırmaya gücü yettiği halde hemen ceza vermeyen) intikamın onunla beraber olmasından Selamdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Es selamu aleyküm şeklinde selam verene on sevap, Esselamu aleyküm ve rahmetullah şekilde selam verene yirmi sevap, Esselamu aleyküm ve rahmetullah ve berekatühü şeklinde selam verene otuz sevap verilir.” buyurmuştur. 

Amr b. As (r.a.): “Ya Rasulullah! İslam’ın hangi özelliği daha hayırlıdır?" diye sordu.

Rasulü Ekrem (s.a.v.) ise: “Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermendir.” buyurmuştur.

Mutlak Selam sadece Allahu Teala olduğu için, kul için esas olan çabalamaktır. Allah (c.c.) bizim çabamızı görmek ister. Burada kulun haddini bilmesi söz konusudur. Selamı yaymadan önce kendini bilip, önce kendi selamından emin olması gerek. Sadece insanlara selam değil tüm canlılara selam. Böyle olduğunda tüm canlıları korumaya çabalayan insan olmaya adayız demektir. Selamı yaymak cihad demektir. Kendine ve topluma cihad. Rabbim bizleri önce kendimize, sonra toplumuza cihad eden kullarından eylesin.

Esselamu Aleykum. 

Selamı alanlara Selam olsun. :)

 

*Esma’ül-Hüsna yazı serimiz Halime Hüsna Özüdoğru katkılarıyla hazırlanmaktadır.